|
'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor'
|
|
09-15-2011, 12:23 PM
Yorum: #1
|
|||
|
|||
|
'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor'
Kuzey Afrika’dan başlayan ardından Ortadoğu’ya sirayet eden ‘Arap baharı’nın şimdilik son durağı olan Suriye’yi araştırmacı yazar Faik Bulut’la konuştuk. Ortadoğu denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Bulut, bölgeyi yakından tanıyanların başında geliyor. 7.5 yılını İsrail zindanlarında geçiren Bulut’la geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiği Suriye’de yaşananları konuştuk.
Herkes bir şeyler iddia ediyor. Muhaliflerin olduğu kadar rejimin de kendi iddiaları var. Şam ve Humus’a yaptığımız ziyaret süreci daha objektif değerlendirme yapmama itti. Muhalifleri de iktidar yanlılarını da dinleme fırsatımız oldu. Herkesin kendine göre bir hikâyesi var. Suriye’ye gitmeden önce de bu ülkedeki gelişmeleri yakından takip ediyordum. Fakat gördüğüm kadarıyla 3 şey kesin gibi duruyor. Nedir bu üç şey? Birincisi, gerçekten de Batı ve daha çok da Türkiye basınının anlattıklarının aslında son derece abartılı tek yanlı ve objektiflikten yani nesnel olmaktan çok uzak olduğunu gördüm. Bu kanıya varmanızdaki etkenler neler? Bunları şunun için de anlatıyorum. Olayların merkez üssü Hama şehrine de, tankların girdiğinden bahsedilen Şam’ın varoşları diyeceğimiz mahallelere de gittik. Şam’ın sokaklarını gezdik. Tanklar Hama’ya girmiş doğru izlerine rastladık doğru ama bu Şam’ın alt üst edildiği ileri sürülen bölgelerinde öyle dışarıya yansıtıldığı gibi büyük çaplı tanklı toplu bombardımanlı operasyon izlerine rastlamadık. Özellikle duvarlara dikkat ettim. Yalnız Humus yolunda Hama yolunda tank paletlerinin asfalt üzerinde bıraktığı izler gözüme çarptı, yani demek ki o güzergâhta tanklar gidiyor geliyor. Hama’da ne tür izlenimler edindiniz? Hama da durum biraz daha farklı tabii. Şehir aşağı yukarı 40-50 gün bir anlamda kurtarılmış bir bölge gibi, muhaliflerin daha çok da İslami ağırlıklı muhaliflerin eline geçmiş görünüyor. Ortada ciddi bir huzursuzluk var bu hissediliyor. Bu birinci nokta. İkinci noktaya gelirsek? İkincisi, dışarıdan silahlı gurupların ülkeye girdiğini biraz rivayet zannediyordum. Dışarıdan kastım sadece Lübnan’dan, Irak tarafından, Ürdün’den bir iddiaya göre de Türkiye’den geliş gidişler konusunda ciddi kuşkularım vardı. Fakat artık bu herkesin muhaliflerin bile kabul ettiği bir gerçek. Muhaliflerle de konuştuğumda, bu iddiaları yalanlayamadılar ama onlar şöyle bir gerekçeyle savunmaya çalıştılar bunu: “Efendim biz barışçıl bir gösteri yapıyoruz, onlar bizi şiddete sürüklemek istiyorlar, bizden değiller.” Ama silahlı grupların varlıkları söz konusu. Gözlemlediğim ikinci nokta bu. Üçüncüsü? Üçüncü nokta da Suriye’de aslında bir muhalefet değil birçok muhalefetin olduğudur. Yani birkaç muhalefetten söz etmek mümkün. Kim bu muhalifler? Muhalefetin homojenliğinden bahsetmek oldukça zor. Nerede hangi muhalefet var söylemek çok kolay değil. Örneğin Hama’da genel olarak Müslüman Kardeşler etkin görünüyor, ya da Selefi denen İslamcı gruplar. Ama mesela Şam’da ya da diğer herhangi bir yerde de bu gruplar mı var kesin bir şey söylemek mümkün değil. Birkaç muhalefet var. Kürt muhalefeti var, liberal muhalefet var, batı yanlısı muhalefet var, gerçekten demokrat muhalefet var, sol muhalefet var ve de tabii ki İslamcı muhalefet de var. Muhalefet etme arasında da bir farklılık söz konusu gibi görünüyor? Burada da iki ana grup var; bir eski muhalefet bir de yeni muhalefet. Eski muhalefet nispeten legal ya da illegal parti ve örgütlerin bulunduğu muhalefet. Bunlar tabansız, yani kitlesi yok. Dolayısıyla bunlarınki bir anlamda siyasi ve sözde bir muhalefet. ”Sözde” den kasıt sözlü muhalefet sözde kalan pratiğe geçmeyen, deyim yerindeyse, asayişle çok fazla derdi davası olmayan muhalefet. Bu muhalefet giderek geriliyor ve ölmek üzere, can çekişmek üzere. Yeni muhalefetin özelliği nedir? Dipten gelen muhalefetin önderliği ve koordinasyonu yok. Koordinasyon komiteleri diye bir şey kurmuş olsalar da bu ihtiyacı şu an için gidermiyor. Koordinasyon komitelerini Hama valisi de kabul etti. Dolayısıyla bir eşgüdüm komitesinden bahsetmek mümkün. Fakat bu da öndersiz, birleştirici yani öne çıkan bir lider yok. Her kurulun kendi mahalli kanaat önderi, ya da eylemci önderi falan var ama bu muhalefetin de plan program siyasi program diye hiç bir şeyi yok. Bu yeni muhalefet kaynağı nereden besleniyor? Esas olan bu yeni muhalefet, ülkede uygulanan liberal ve serbest piyasacı, küreselci ekonomi politikaları sonucunda ortaya çıkan ve yüzde 40 oranında etkilenen alt tabakalara yani çalışan işçi ve emekçilere dayanıyor. Tabii bunların arasında başıbozuk, lümpen gruplar da var. Rejimle bu kitlenin arasında ciddi bir uçurum var. Güven bunalımının ötesinde artık bir güven kavgası var. Dipten gelen dalga, eylemci bir muhalefet. Kendini yenilemeye çalışıyor ama henüz nereye gideceğini bilmiyor. Nerede duracağını bilmiyor. Hangi siyaset doğrultusunda planlı programlı iş yapacağını bilmiyor. Peki eski geleneksel muhalefet ne durumda? Diğer klasik muhalefet, yani siyasi partiler ve örgütlerden oluşan eski muhalefet ise can çekişiyor ve dolayısıyla onların siyasi programları var ama bugünün taleplerini karşılamıyor. Var olan program bir alternatif oluşturamıyor. Şiddete başvuranlar kimler? İki tarafta da sertlik yanlıları var ve şu anda kutuplaşma onlar arasında, bir anlamda Esad ortada kalmış gibi görünüyor. ABD de esas olarak buna oynuyor. Yani sertlik yanlıları birbirini vursunlar, diyalog uzlaşma ortamı kalmasın. Amerika buna zaman içinde de oynuyor. Hiç dışarıdan müdahale etmese bile, dışarıda aslanların kaplanların dövüşünü bekleyecek. İki kaplandan birisi ya ölecek ya yaralanacak. Ya da ikisi halsiz düşecek. Amerika işte o zaman tam devreye girecek. ABD şuanda askeri bakımdan girmeyi düşünmüyor ama. Diaspora muhalefetinin olaylardaki etkisi ne kadar? Dış muhalefet, diaspora dediğimiz muhalefetin istisnasız demesem bile çoğunluğu tümüyle dış bağlantılı. ABD’nin Suriye’ye dönük rejimi devirme planları çerçevesinde hareket ediyor. Özellikle Türkiye’deki AKP bağlantılı olanı. Bunu belirtmekte yarar var. Ama hepsi dış bağlantılı. Ürdün’deki de böyle Suudi Arabistan’daki de böyle. ABD ve Türkiye orta yerde., merkezde bulunuyor. Türkiye bu muhalefetin ev sahibi gibi duruyor. Tabii Suudi bağlantısını da unutmamak gerek. Kürt muhalefeti nerede duruyor? Bir de Kürt muhalefeti var, Kürt muhalefeti, genel rejim değişikliği içerisinde kendine bir yer edinmeye çalışıyor. Genel demokratikleşmede kendi taleplerinin de ister anayasa değişikliği şeklinde olsun ister başka şekilde olsun taleplerini yerine getirmeyi istiyor ama asla şiddete bulaşmıyor. Kürt muhalefetinin kendi inisiyatifiyle ortaya çıktığı ve muhalefetin başı çektiği tek yer ise Halep. Son derece temkinli, son derece ihtiyatlı hareket ediyorlar. Şiddete bulaşmamak için, her türlü gayreti gösteriyorlar. Kürtleri de bu sürece bulaştırmaya çalışıyorlar. Kürtler o konuda son derece temkinli görünüyor. Ama Kürt kimliğinin tanınması, vatandaşlık konusunda ısrarlılar, tabii ki özerklik talepleri olan da var. Ama bu konuda bir netleşme göremedim. Aslında üçüncü bir yol ön plana çıktı. Nedir bu üçüncü yol? Üçüncü yol uzlaşma yoluyla, uzlaşarak, milli diyalog yoluyla bu meselenin çözülmesinden yana olan bir akım var. Bu akım önemli oranda aydınları kapsıyor. Bunların içinde Hıristiyanlar da var. Bunlar gelecek muhalefetten (Müslüman Kardeşlerin başını çektiği) korkuyorlar. Yani eğer o muhalefet yönetime gelirse hiçbir şey değişmeyeceği gibi, onlar için de hayırlı olmayacak. Diğer taraftan Kürtler de öyle. Kürtler de muhalefete güvenmiyorlar. Bu değişim dönüşüm içinde, uzlaşma tek önleyici yol olur. Eğer uzlaşma olmazsa? Eğer uzlaşma olmazsa, Amerika’nın müdahale planları şu ya da bu şekilde devreye girecek görünüyor. Bunu illa ki askeri müdahale olarak algılamak şart değil. Ama ABD şu anda Türkiye’ye genel olarak oynamakla birlikte, Lübnan ve Irak üzerinden biraz daha fazla bu işi kaşıyor. Bunun nispeten farkına varan Maliki (Irak Başbakanı Nuri El Maliki) ve Talabani (Irak Başbakanı) Esad’a bir mektup gönderdiler. Reformları istemekle birlikte, herhangi bir müdahale karşısında, Suriye’nin yönetimde kalmasından yana tavır alıyorlar. Henüz Şam ile Halep rejim yanında. Ordu da henüz çözülmemiş görünüyor? Evet ordu bölünmemiş. Şu an için çözülecek gibi de görünmüyor. Derin devleti saymıyorum. Suriye’nin aşağı yukarı 12 birimi olan bir derin devleti var. Bu derin devlet çok maceracı bir seyre giriyor. Suriye’yi yakacaksa bu yakacak. Suriye yönetimini halktan tümüyle koparacaksa, halkı Suriye yönetimine karşı kalkışmalara sürükleyecekse, bu sürükleyecek. Köylü tarım politikalarına, bu piyasa nedeniyle çok çekmesine rağmen hala, köylü ziraat odaları, köylü birlikleri sendikalar hala rejimin yanında. Rejim de bunu iyi kullanıyor. Rejimin elindeki kozlar ve dayanaklar, muhalefetin elindeki kozlar ve dayanaklardan çok daha fazla, rejimin 10 jokeri varsa, bunların 1-2 jokeri var yok. Esad rejiminin devrilme olasılığı var mı? Kısa dönemde böyle düşme, dış müdahale olmadığını varsayarsak, ihtimali görmüyorum. Bu rejim düşerse, kendi kendini düşürecek gibi görünüyor. Kendi kendini düşürecekten kasıt, ekonomik politikasıyla, sosyal devlet politikalarıyla kendisini yeniden örgütlemesini kastediyorum. Çünkü onlar da yeni bir cumhuriyet kuracağız diyorlar. Yeni cumhuriyet hani AKP’nin istediği ikinci cumhuriyet türünden bir cumhuriyet mi olacak yoksa örneğin Chavez türü bir model mi olacak? Bence kritik nokta bu. Bu konuda da bir tecrübeleri olmadığı açık. Türkiye başta olmak üzere komşuların tavrını nasıl değerlendiriyorlar? Darbenin, tehlikenin, müdahalenin nereden kimden geleceğini çok net biliyorlar. Bunun bir parçasının Türkiye olduğunun da farkındalar ama telaffuz etmiyorlar. Türkiye’den kastım AKP hükümeti. Bunu çok dolaylı kimselere söylettiler, kendileri direkt telaffuz etmediler ve laf arasında değinerek geçtiler. http://www.birgun.net/actuels_index.php?...=09&day=15 |
|||
|
09-15-2011, 12:53 PM
Yorum: #2
|
|||
|
|||
|
RE: 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor'
evet bu olacak....
birgün amerika ve türkiye ve dahi israil sadece kendi güçleri ile karşı karşıya gelecektir. bu zaman çok uzak değildir böyle devam ederse yakın bir zamanda büyük bir savaşın olması kuvvetle muhtemeldir. türkiye bu savaşın merkezindedir. önemli olan en az zararla başa çıkmaktır bu milletimizin ve ecdadımızın bir yüklemiş olduğu tarihi bir sorumluluktur. bilinen 3000 yıllık tarihimizin en büyük ve en hayati sınavıdır ve bize bu dünyayı dar etmeye kast edenler dünyanın en büyük gücünü temsil etmektedir bu kadar büyük bir öfke ve nefretin ve yok ediciliğin karşısında sadece yüksek bir karakter,azim,kararlılık,metanet,akıl ve yerinde kullanılan güç durabilir.önemli olan bu savaştan herşeye rağmen tarihin yüzüne bakacak şekilde çıkmak esastır, insanlığımızı ve medeniyetimizi ve mukaddesatımızı koruyarak...... |
|||
|
09-17-2011, 12:15 PM
Yorum: #3
|
|||
|
|||
RE: 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor'
(09-15-2011 12:53 PM)uzmantarihci Nickli Üyeden Alıntı : evet bu olacak.... Abd kendi ortağına, bir dediğini iki etmeyen köpeğine neden saldırsın uzman? Haaa ilerde -o da pek kolay görünmüyor şimdilik- köklü değişiklikler olur, Türkiye kendi ayakları üzerine dikilmeye çalışır falan da ,o zaman belki. Yukarıdaki makalenin asıl öznesi Suriye, yıllardır kendi yaşamını Batı'nın çıkarlarına bağlamış Türkiye değil. |
|||
|
09-17-2011, 06:14 PM
Yorum: #4
|
|||
|
|||
|
RE: 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor'
türkiye mevcut hali ile potansiyel tehlikedir hem doğu için hem batı için hem kuzey için!
dost ve müslüman olmayan iranla savaşmak ve bu savaşın doğrudan bir parçası olmak bizim devlet telakkimize ve milli menfaatlerimize ters düşmektedir zira islam dünyasında türkiye aleyhine telkin veren iran müstakil ve bizim için herşeyden ve herkesten fazla düşmandır bunu deklare etmek malumu ilandır fakat tek düşman iran olsa o na karşı ittifak aramak muhtemeldir belki mecburiyettir şimdi ki hal türkiye için birden fazla hem komşu hem de yakın ve müttefik düşmanın varlığını göstermektedir böyle bir vaziyette takınılacak tavır maşa olmak veya cephe ülkesi olarak temel ihraç ürününü mehmetçik olarak pazarlamak yerine oyun kurucu olarak bütün iç ve dış merkezleri milli menfaatleriniz çervresinde hareket ettirebilmektir. bunun için tarihi ve milli ve bölgesel zaaflarımızın kullanılması yerine daha akılcı bir diğer yol tek bir soruna odaklanmak bir sorunu merkeze koymak ve diğerlerini bu sorunun lehimize çözülmesi plan ve hesap edilerek bunun etrafına kanalize etmeketir bu mesele iran meselesi veya israil meselesi değildir bu bizim iç işlerimize açık müdahale halini alacak fakat doğru kullanıldığı takdirde büyün dış dengeleri alt üst edecek ırak meselesidir. ittifak ırak üzerinde çevre ülkeler ile sağlanmalıdır.süriye aleyhinde konuşmak saçmalık ve divaneliktir.ırakın komşular arasında barışa kavuşması en temel hedeftir.bunun için düşmanla bile çıkar işbirliği yapmak gerekebilir burda ilk düşman iran değildir. iran ın düşman olarak adlandırılması ve olası tehlike olarak görülmesi NATO konsepti gereği evengelist pentagon ve katolik batının oyunudur. iran çemberini türk maşası ile kıracak olan batı daha sonra dönüp türk maşasınıda kendi kıracaktır. bizim bölgede her ne olursa olsun her kim olursa olsun düşmana ihtiyacımız yok bizim ırak politikamızı destekleyecek ve gerektiğinde bize yardım edecek unsurlara ihtiyacımız var ırak ın kuzeyi türklerin bin sene önce olduğu gibi hem İSLAM'A hem ORTADOĞU'ya hem de KÜRESEL güçler arasına girişimiz olacaktır işte büyük savaş budur türkiye nin musul ve kerkük üzerinde tam ve kesin hakim olması dünya hakimiyeti demektir bunun önüne geçmek için ilk engel batı daha sonra irandır. petrole aç olan iran ve arap ülkeleri değil batı dır batı bu savaşı bir petrol ve güç yarışı olarak görecektir. bizim için dostluk ve komşuluk ve kalplerimizin bir olması esastır biz islam dünyasına barış ve huzur ve selam ile giriyoruz biz mubarek ve mukaddes bir coğrafyaya atalarımızın bize emanet ettiği bit vazifeyi ifa etmek için giriyoruz biz zülme uğramış halkların özgürlüğü ve daha iyi bir yaşam sürmesi için gidiyoruz işte batı bu bölgeye bunu veremiştir.bunu iran da veremez bunu sadece türkiye yapabilir ve bunu gerçekleştiren bedeli ve süresi ne olursa olsun en büyük güç olacaktır bu elbet yalnız değildir bu bölgesel bir yükseliştir bunun içinde araplar,farslar,kürtler ve türkler , pakistanlılar ve afganlar vardır. bölge ne olursa olsun bir yeni kardeş kavgası istemiyor velev ki bunu isteyen NATO olsun. biz iranla yapılacak savaşta yokuz bu kesin bir temennidir. daha önce ırak - iran beyhude harbi gibi sınırların ve güçün ve istikbalin değişmeyeceği bir çöl savaşına biz razı değiliz. bu sadece ırak ın kuzeyi için geçerli olabilir bu konuda her ittifak dikkate alınır ve dahi ırak üzerinde iran ve arapların razı olması dünya ya bedeldir. bizim muhatabımız ve sorumlu olduğumuz sınır komşularımızdır atlantik ötesi değil işte bu yaklaşım bizi ABD ile karşı karşıya getirecektir. önce iranın düşmanlığını tazelendirip sonra ABD ile yalnız karşılaşmak iyi olmaz önce ABD düşmanlığında ittifak edelim sonra diğer meseleleri gündeme alırız. senin silahınla o nu vurup sonra aynı silahla seni vuracak NATO-ABD-BATI-İSRAİL planı dostça değil işte bu cephe kaçınılmazdır rusya da dahil bu yalnızlık içinde TAHRAN bana ANKARA dır. bediuzzzaman said-i nursi efendi hazretleri lemalar kitabında hilafet ve imamet bahsinde bunu açıklamıştır konu iran muhatap alınarak okunmalıdır. böyle bir durumda şeytanın bile yardımını istemekten çekinmem..... mesele uzun..vakit az...saygılar ve selamlar |
|||
|
09-17-2011, 08:59 PM
Yorum: #5
|
|||
|
|||
|
RE: 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor'
dinlemeyi bilmemek;
Türkler'in temel kusuru galiba ,derdim, galiba okuyup da anlamayı da bilmiyorlarmış. Çok acıtıcı ve kırıcı olmayı hiç ama hiç sevmiyorum..... Ne olur "sevgili uzman tarihci" ,bu forumda ,en az benimle ,aynı düzey ve frekansda değilsin".... üstünde ve/ya altında değil,aynı frekans , dedim ! aynı frekansada değilsin ! Kuran-ıkerim,Vahiy ve hadisler, tefsirler,vs. bu forumda yer alan kişilerin, BİLGİ ve İLGİ alanlarının dışında. Tüm bu tip konular , kişinin kendi tercih ve inançlarına bırakılmıştır. Alevi,Sünni,Nasturi,Ateist,Pauvliki vs.bi'dolu insanlar vardır ve elbette olacaktır....... Bu forum , az çok,"mevz-u bahis VATANSA , ötesi teferruattır !" mihver ve minvalinde yürümektedir. "VATAN"dan bahsedin ; biz de sizi tanıyalım. |
|||
|
09-17-2011, 11:08 PM
Yorum: #6
|
|||
|
|||
|
RE: 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor'
Şimdi "potensiyal" durumları tartışma zamanı mı değil mi billmiyorum. Yani Batı İran'ı da hallettikten sonra Türkiye'ye neden dönsün sorusu Türkiye'nin o andaki Batı ile ilişkilerine bağlı olacak büyük bir olasıklıla. Petrol bölgelerini düzlemiş ve yeniden örgütlemiş Batı'nın Türkiye ile uğraşmasının hiçbir nesnel temeli zaten kalmayacak. Libya'dan sonra özelleştirilen İran petrolleri de hal yoluna koyulunca ,ne olacak? Türkiye İslâm Alemi'ni Batı'ya karşı mı örgütleyecek? Bunu yapamayacak olduğu daha şimdiden belli değil mi? Son 60 yıllık tarihimizin önümüze koyduğu süreçler yeterince açık değil mi? İslâmcıları yumuşatıp ılımlı hale getirmediler mi? Ve bunu nerdeyse bir kaç istisna haricinde İslâm Dünyası'na dayatmadılar mı? Ve herşeyden önemlisi islâmcıların hemen hepsi "istemem ama yan cebime koy!" modunda değiller mi?
Türkler Araplar Acemler/Farslar ve Kürtler bölgede kadim halklar değiller mi? Dün,yani geçmişte,anlaşamayan bugün veya gelecekte neden anlaşsın veya anlaşabilsin? Eğer bu kadim halklar belli bir noktada buluşabilecekse bile bu kesinlikle islâmî yorum ile olmayacak veya olamayacak. İslâm bunu dün başaramadı ve gelecekte hiç başaramaz.İslâmın şia yorumu Acem'in, sunnî hanefi yorumu Türk'ün, sunnî şafî yorumu Kürd'ün, sunnî hanbeli yorumu Arap'ındır.Bu bakımdan yeni olan birlik dinî temelde olamaz. Olsaydı bugüne dek olurdu. Sorunludur,cılızdır,örselenmiş ve hâttâ evrensel anlamda yeniyi yeniden tanımlama derdi olmasına karşın, sol ve evrensel emekçi bakışı temel alan siyasal akım yaparsa yapar bu işi;islâmcılık değil. |
|||
|
09-18-2011, 12:39 AM
Yorum: #7
|
|||
|
|||
|
RE: 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor'
..ben de "SARA"lı'nın bu kadar baştan kara gitmesini ,CEHALET'ine bağlamıştım. İsrael dansa davet etti ,dans ediyorlar....Güzel bir dansdır,birbirlerine çok yakıştılar ...Bir adım,ileri,iki adım geri,vals ,
tempo............... Türk'ler , doğaları gereği ,"konuşlanamayan" , "ait olamayan" bir kavimdir.At sırtında geldiler,geçip gideceklerdi,geçip gidemediler.Kaldılar......... Kalmak zorunda kaldılar ! Bu kadar göçmeye alışkın bir KAVİM ,ne kadar kalırsa , o kadar kalmak durumunda kaldılar. Kaldıkları toprakları ,YURT , bellediler,sadece "bellediler", "YURT " bilmediler !Konar ve göçeriz,bel'imizin de "maşallahı var !"belleriz ,gideriz dediler ! Bellediler ! Atalarımız; işte bu'nları bırakdı .... |
|||
|
« Eski Konular | Yeni Konular »
|
| Konu ile alakalı benzer konular: | |||||
| Konu: | Yazar | Yorumlar: | Okunma: | Son Yorum | |
| Emperyalizm: Herşey kâr için! | Demir Bilgin | 5 | 597 |
08-22-2011 10:39 AM Son Yorum: Latif Erol |
|
| "İNSANLIK DIŞI DENEY" için özür diledi... | porttakal | 0 | 210 |
10-02-2010 06:51 PM Son Yorum: porttakal |
|
| ABD’den Tarihi Adım: Katlettikleri 20 Milyon Kızıl Derili İçin Resmen Özür Dilediler! | porttakal | 3 | 305 |
05-21-2010 08:58 PM Son Yorum: porttakal |
|
| YASAK İÇİN İLK ADIM: ÇARŞAF GİYENLERE PARA CEZASI | porttakal | 5 | 401 |
05-14-2010 08:52 AM Son Yorum: profet |
|
| ABD'de Türkiye için ürküten senaryo | BilimveEdebiyat | 0 | 219 |
02-02-2010 10:24 AM Son Yorum: BilimveEdebiyat |
|
Anahtar Kelimeler |
'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor' indir, 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor' Videosu, 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor' online izle, 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor' Bedava indir, 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor' Yükle, 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor' Hakkında, 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor' nedir, 'ABD saldırmak için uygun zamanı kolluyor' Free indir |