Tarih: 05-23-2012, 05:07 AM Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)

Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Askerlere dair güzel bir makale
01-10-2012, 08:20 AM
Yorum: #1
Askerlere dair güzel bir makale
Dekadaden Kardeş'e belki yararı olur umuduyla bir yaz asıyorum;



Başbuğ’un Tutuklanması: Düne Değil Yarına Dair Bir Hesaplaşma



Fatih Yaşlı
Geçtiğimiz günlerde gazetelerde 2003 yılında çekilmiş bir fotoğraf yayınlandı. Devlet mezarlığında çekilen ve dönemin komuta kademesinden altı subayın yer aldığı fotoğrafın hemen altında yer alan yazıda, komutanlarla ilgili şu bilgiler veriliyordu: Eski MGK Genel Sekreteri Şükrü Sarıışık, eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, Balyoz Davası’ndan tutuklu olarak yargılanıyorlardı. Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Ergenekon Davası’ndan tutuklanmış ama sağlık sorunları nedeniyle serbest bırakılmıştı. Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Balyoz Davası’nda şüpheli olarak ifade vermiş, sonrasında ise serbest bırakılmıştı. Eski Genelkurmay başkanlarından Hilmi Özkök sürmekte olan davalar kapsamında tanık olarak dinlenmiş, İlker Başbuğ ise İnternet Andıcı Davası’ndan tutuklanmıştı.

Bu fotoğrafa biraz daha yakından bakmakta fayda var, bunun için ise biraz geçmişe gitmemiz gerekiyor. 2002 yılında, henüz 3 Kasım seçimleri yapılmamış ve AKP iktidar olmamışken, DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti, dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun görev süresini uzatmak istiyor. Kıvrıkoğlu bu teklifi kabul etmiyor, ancak yerine geçecek olan Kara Kuvvetleri Komutanı Hilmi Özkök’ün başkanlığını da engellemeye çalışıyor. Bunda başarılı olamayınca da, katıldığı son Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında, Edip Başer’in atanacağı düşünülen Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman’ı ve Yalman’ın yerine de emekliye sevk edilmesi beklenen Şener Eruygur’u atıyor. 2003 yılındaki YAŞ’ta ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na Bülent Alpkaya’nın yerine Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na da İbrahim Fırtına atanıyor ve Hilmi Özkök komuta kademesinde yalnız kalıyor. Sarıkız ve Ayışığı isimli darbe planları tam da, Özkök’ün öldürülme korkusuyla yemeğini evinden getirdiği bu dönemde yapılıyor.

2004 Yüksek Askeri Şurası, komuta kademesinin 2012 yılına kadar şekillendirilmesine sahne oluyor. Yaşar Büyükanıt Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getiriliyor ve böylelikle 2006 yılında Özkök’ün Genelkurmay Başkanı olması kesinleştiriliyor. O dönemde Genelkurmay İkinci Başkanı olan İlker Başbuğ 2006 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getiriliyor ve böylelikle Yaşar Büyükanıt’ın 2008 yılında emekli olmasının ardından Genelkurmay Başkanı olmasının yolu açılıyor. Aynı YAŞ’ta Işık Koşaner Jandarma Genel Komutanlığı’na atanıyor. 2008 yılında ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanarak 2010 yılında Başbuğ’dan görevi devralmasının önü açılmış oluyor. Koşaner 2010 yılında Genelkurmay Başkanlığına atansa da, bu görevi bir yıl sürdürebiliyor ve emekliliğini istiyor.

Demek ki komuta kademesi içerisinde bir tarafta 2004 YAŞ’ında şekillendirilmiş olan ve Özkök’ü, Büyükanıt’ı, Başbuğ’u ve hatta istifa etmesine rağmen Koşaner’i de dâhil edebileceğimiz bir çizgi var. Çizgiyi oluşturan dört ismin de ortak noktası Türkiye’nin AKP eliyle dönüştürülmesine herhangi bir itirazları bulunmaması ve ordu içerisindeki müdahaleci unsurların karşısında yer almaları. Diğer tarafta ise belli bir siyasal rotası, hattı, programı bulunmayan, tepkisellikle biçimlenen ve müdahale planları yapan bir grup komutan var. İşte o fotoğrafta isimlerinin altına “tutuklu” ibaresi düşülenlerin hepsi o çizgiden, önce emekli ediliyor, ve sonra tutuklanıyorlar. Balyoz, Sarıkız, Ayışığı, Andıç vs., bunların hepsini birleştiren çatı kavram olan terimle ifade edildiğinde “Ergenekon” süreciyle tasfiye edilenler ise, bu çizginin çeşitli rütbelerdeki temsilcileri.

Yine de fotoğrafta bir tuhaflık var. Yukarıdaki tablodan hareket edildiğinde içerde olması gereken Aytaç Yalman dışarıda; dışarıda olması gereken İlker Başbuğ ise içeride. Peki ama niye? Yalman’ın serbest bırakılmış olmasına dair rivayet muhtelif; zaten bu yazının konusu da Yalman değil. Esas yanıtı aranması gereken soru ise şu: Özkök çizgisinin takipçisi olduğunu söylediğimiz Başbuğ neden içeride?

Liberaller ve muhafazakârlar açısından bu sorunun yanıtı belli: Başbuğ, İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın arkasındaki isim, internet andıcına onay vermiş ve üstelik kazılarda bulunan silahların “boru” olduğunu açıklamış bir komutan, dolayısıyla bir darbeci.

Oysa daha yakından bakıldığında ortada hiç de liberallerle muhafazakârların çizdiği gibi bir tablo olmadığı görülebilir. Sarıkız ve Ayışığı darbe girişimlerine dâhil olmamış, Büyükanıt’la Erdoğan arasındaki Dolmabahçe Mutabakatı’na sadık kalan, AKP’yle iyi geçinmeye dikkat eden, Arınç suikastı girişimi gerekçe gösterilerek ordunun kalbine, yani Özel Kuvvetler Komutanlığı’na girilmesine cevaz veren, emrindeki onlarca subayın tutuklanmasına itirazı olmayan bir isim Başbuğ.

Çalık grubunun sahibi olduğu Takvim gazetesinde dün manşetten yayınlanan Başbuğ’la ilgili haber de yukarıda söylediklerimi doğrular nitelikte. Gazetenin köşe yazarlarından Ergün Diler’e ulaşan “Başbuğ’a çok yakın bir isim”, Başbuğ’un Hilmi Özkök’ün ikinci başkanı olduğunu, Balyoz seminerleri esnasında darbe planlarını deşifre edip Özkök’e yolladığını, darbecilerin Başbuğ’a suikast girişiminde bulunduklarını, Başbuğ’un AKP tarafından desteklendiğini, Erdoğan’ın Başbuğ için “paslaşıyoruz” ifadesini kullandığını, muvazzaf subayların ilk kez Başbuğ döneminde tutuklandıklarını, Emine Erdoğan GATA’ya alınmadığında Başbuğ’un “keşke yaşanmasaydı” diyerek tepki gösterdiğini, Başbuğ’un tutuklanma amacının “ordu-millet el ele felsefesi”ni baltalamak olduğunu uzun uzun anlatıyor.

Peki, CEO’luğunu Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın yaptığı Çalık grubunun bir gazetesinde, tam da tutukluluğuna itiraz edilmesinin hemen öncesinde Başbuğ ile ilgili böylesi bir güzelleme yazısının yayınlanması tesadüf mü? Sanmıyorum. Başkaları da tesadüf olmadığını düşünüyor olsa gerek ki, cemaate yakın internet sitelerinde, haberin Erdoğan’ın bilgisi dâhilinde ve Başbuğ’un tutuksuz yargılanmasını sağlamak amacıyla yapıldığını ima eden haberler yayınlandı. Akşam saatlerinde ise Erdoğan, yine tesadüf diyemeyeceğimiz bir şekilde, yargıya müdahale etmek gibi bir amacı bulunmadığını belirttikten sonra, iki yıl mesai arkadaşlığı yaptığı Başbuğ’un tutuksuz yargılanması gerektiğini düşündüğünü açıkladı. Geçerken iki not düşelim. Birincisi, Abdullah Gül Başbuğ’un tutuklanmasıyla ilgili olarak şöyle demişti: "Hukuk karşısında herkes eşittir. Hukuk sistemi içerisinde herkesin bir sorumluluğu vardır." İkincisi ise Erdoğan’ın tutuksuz yargılamadan söz ettiği gün, Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatılıyordu.
Hem Takvim’in yaptığı haber, hem de Erdoğan’ın Başbuğ’u sahiplenen tavrı, Başbuğ’u yukarıda bahsettiğimiz çizginin içerisine dâhil etmemizin doğru olduğunu gösteriyor. O halde Başbuğ’un tutuklanmasının geçmişe yönelik bir hesaplaşmanın parçası olmadığını söyleyebiliriz; Başbuğ’un görev süresi boyunca AKP açısından hesabı sorulacak bir icraatta bulunmadığı görülüyor. O halde, geçmişe değil ama bugüne ve yarına dair bir hesaplaşmanın söz konusu olduğu iddia edilebilir. Şike Yasası ile konuşulmaya başlanan, Uludere Katliamı ile görünürlük kazanan AKP-Cemaat koalisyonundaki çatlak, Başbuğ’un tutuklanmasında da etkili olmuşa benziyor. Bu tutuklama, (ya da çıkma ihtimali yüksek tutuksuz yargılama kararı) ortaklar arasındaki güç mücadelesinin somutlaştığı ve güçlerin karşılıklı olarak sınandığı hadiselerden biri olabilir, izleyip göreceğiz.

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/fatih-y...asma-50306
Bu kullanıcının tüm konu ve yorumlarını Ara/Bul
Bu yorumu alıntı yaparak cevapla
01-10-2012, 09:28 AM
Yorum: #2
RE: Askerlere dair güzel bir makale
Dekadan a yine başka bir faidesi olur diye bir makale daha

Neler oluyor?
Zülfü Livaneli - zlivaneli@gazetevatan.com
--------------------------------------------------------------------------------
Siyaset ve basın kulislerini yakından izleyen birisi değilim. Bu yüzden kimin neden tutuklandığını, kimlerin sırada olduğunu, iktidar hesaplarını, ayrıntıları, arka planları, dedikoduları bilip aktaramam.

Ama genel olarak Türkiye’nin nereye gittiğiyle ilgili tahminlerimi sıralayabilirim.

Belki böylesi daha doğru bir yöntem. Çünkü tek tek ağaçlara değil ormana bakma olanağını ele geçiriyorsunuz.


***


Emekli genelkurmay başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasıyla birlikte, ülkedeki huzursuzluk ve soru işaretleri, elle tutulacak kadar arttı. Üstelik bu işin, 35 sivil yurttaşımızın öldürüldüğü katliamın hemen arkasından yapılması, kuşkuları daha da uç boyutlara götürdü.

Kimi yazarlar, Başbuğ’un tutuklanmasını “yeni Türkiye’yi iyi okuyamamış olması”na bağladılar. Bence de böyle bir durum var ortada ama ordunun sağlıklı analiz yapamaması, yeni bir olgu değil.

Yakın zamana kadar ordunun komuta kademesi “Soğuk Savaş şartları ve doktrini” içinde yetiştirilmiş kişilerden oluşuyordu.

NATO’nun ileri karakol ülkesi olan Türkiye’de subaylara “en büyük tehdidin Sovyetler Birliği ve onun içerideki uzantıları” olduğu öğretildi. Bu yüzden ordu asli görevinin, bu ülkenin solcu yazar, düşünür, aydın, öğretmen, öğrenci, sendikacı ve işçilerini ezmek olduğu yanlışına sürüklendi. Elindeki büyük gücü tamamen haksız ve adaletsiz bir biçimde kullanarak solun belini kırdı.

Darbe ve darbe arası dönemlerde milyonlarca kitap okuru, milyonlarca “düzgün insan” ordu tarafından sistemli yöntemlerle yok edildi.

Soğuk Savaş doktrini komutanlarımızın gözünü o kadar bağlamıştı ki; solculara karşı “panzehir” olarak siyasal İslamcı hareketleri destekleme politikasını, “yurtseverlik” olarak gördüler.

Ama bir gün Sovyetler Birliği yıkıldı. Artık NATO’nun bu alanda Türk Ordusu’na ihtiyacı kalmadı. Tam tersine, yeni dinamikler Arap başkentleriyle diyalog kurabilecek, Türkiye’yi Orta Doğu’ya yaklaştırabilecek, “Batılı İslam ülkesi” modeli oluşturabilecek sivil bir iktidara gereksinim duyuyordu.

Bu nedenle Türk Ordusu’nun “Soğuk Savaş” kadroları, müttefikleri tarafından yalnız bırakıldı ve harcandı.

İşte, İlker Başbuğ ve diğer generallerin başına gelenlerin altında yatan budur.

Dilerim tez zamanda o korkunç hapishane şartlarından kurtulup, vicdan muhasebesi yapabilecekleri sakin bir ortama kavuşurlar.

AKP-ORDU İŞBİRLİĞİ

Buraya kadar söylediklerimden, Batı’yı arkasına almış olan AKP’nin orduyu tasfiye ettiği sonucu çıkıyor değil mi?

Ama hayır; durum böyle değil. Tam tersine, hükümetle ordunun kol kola girdiği yeni bir sürecin içindeyiz.

Herkes, komutanı hapiste olan bir ordunun, hükümetle çelişki içine düşeceğini sanırken; tam tersi gelişmeler olmaya başladı.

Erdoğan ve yeni komuta kademesi arasından su sızmıyor; birbirlerini kollayan açıklamalar yapıyorlar.

Çünkü Soğuk Savaş kadrolarının tasfiyesi ve özellikle Kürt sorununda tam olarak aynı cephede yer alıyorlar.

Dolayısıyla Türkiye’de artık bir AKP-Ordu çelişkisi yok. Tam tersine işbirliği var.

Bu tezim size şaşırtıcı geldiyse, gelişmeleri hep birlikte izlemeyi öneririm.

http://haber.gazetevatan.com/Haber/423151/1/Gundem
Bu kullanıcının tüm konu ve yorumlarını Ara/Bul
Bu yorumu alıntı yaparak cevapla
01-10-2012, 10:27 PM
Yorum: #3
RE: Askerlere dair güzel bir makale
" Türk Silahlı Kuvvetleri "
dediğimizde ,
ne anladığımızı - daha doğrusu - ne demek olduğunu ,
netleştirirsek,
" ORDU "
deyip,yeterince analitik ve diyalektik bakmayı beceremezsek,
kuru sıkı tabancalar,
eğitimsiz
cahil ve cahilliğinden gurur duyan,
bir HALK'la yola çıkarsak,
AYVA'yı yeriz !
YOL'a çıkmak ZOR'undayız
sevgili SALİH.....
Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti adını verdiğimiz Son Devletimiz ve Topraklarımız EL'e gidecek , ve bir daha asla bir VATAN'ımız olmayacak.......
Anlaşıldı mı ?
Bu yorumu alıntı yaparak cevapla
01-10-2012, 10:45 PM
Yorum: #4
RE: Askerlere dair güzel bir makale
....kaldı ki ;
analitik,diyalektik çerçeveden baktığınızda ,
hiç de homojen olmadığını göreceksiniz.
Bu yorumu alıntı yaparak cevapla
01-11-2012, 05:39 AM
Yorum: #5
RE: Askerlere dair güzel bir makale
Vatan kavramının Türkçe deki kullanım yılı 130 yılı belki bulur. O da belki. Mülk veya devlet vardır öncesinde. Sen hâlâ ulus devlet vatan üçlemesinde -bir burjuva projeksiyonunda - yuvarlanıp gidiyorsun. AMAN YOL una devam et.

Adamlar dünyayı ele geçirmiş, 150 şirkete pay etmişler;sen daha vatandan konuşuyorsun sanki ortada vatan varmış gibi.

Ne olacak ;insanlar havaya mı uçacak? Topraklar buhar mı olacak? Gerçi kapitalist emperyalist uygarlık tüm gezegeni zehirliyor, insanlar tutmuş kendilerini kuyruklarından yemeğe başlamışlar sen daha HOMOJEN birlitelikten bahsediyorsun.

Mançurya'dan Almanya ya kadar kadim Çin Hint Rus Arap Acem ve Bizans'ın çevrelediği koridorda Türkler kendinden çok üstün ve yerleşik uygarlıklara rağmen yaşamını devam ettirmişler.Hem de tarihin hiçbir döneminde sandığın gibi HOMOJEN olmasalar da.

Bırak bu "cambaz(kimileri canbaz da yazar) a bak !" numaralarını. Burjuva uygarlık projeksiyonları çoktaaaan iflâs etti. YENİ GELEMİYOR ÇOKTANDIR. DENEMELER OLDU TAKILDI,TIKANDI. GELECEK DE GELECEK VE YENİ AYNI 18. YY DA OLDUĞU GİBİ YENİDEN TANIMLANACAK.

İNSANOĞLU YABANCILAŞMASINI AŞACAK. GEÇ DÖNEM MİLLLETLERİ(TÜRKLER, KÜRTLER, GREKLER BULGARLAR ERMENİLER,BİLUMUM EX YUGOLAR VE ARAPLAR ) ARKAİK SORUNLARI HÂLÂ TAŞIYORLAR DİYE BURJUVA ÇÖZÜMLERDE TAKILIP KALMAK TARİHİ BİLMEMEKTEN KAYNAKLANIR
Bu kullanıcının tüm konu ve yorumlarını Ara/Bul
Bu yorumu alıntı yaparak cevapla
01-11-2012, 10:07 PM
Yorum: #6
RE: Askerlere dair güzel bir makale
Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum,ve teşekkür ediyorum........
" 100 - 150 yıl sonra bu topraklarda yaşayan insanlar tarihe karışacak ."şeklinde bir tesbitim de var.Tıpkı Hatti'ler,Hititler,Urartular,Kommageneler ,frig ,Lidya ,Karya,Traklar vs.gibi tarihe karışacaklar......
Ne var ki ;yaşarken VATAN'ımdan olmak istemiyorum.
Toprağımdan,suyundan ,havasından ,denizinden olmak istemiyorum işte..............
Yüreğimdeki acı'yı ve kaygı'yı , çok iyi anladığınıza eminim.
Aynı acıyı yaşadığınızı da tahmin ediyorum,
İyi ki varsınız ve hep var olun.
Bu yorumu alıntı yaparak cevapla
01-13-2012, 08:44 AM
Yorum: #7
RE: Askerlere dair güzel bir makale
(01-11-2012 10:07 PM)dekadan Nickli Üyeden Alıntı :  Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum,ve teşekkür ediyorum........
" 100 - 150 yıl sonra bu topraklarda yaşayan insanlar tarihe karışacak ."şeklinde bir tesbitim de var.Tıpkı Hatti'ler,Hititler,Urartular,Kommageneler ,frig ,Lidya ,Karya,Traklar vs.gibi tarihe karışacaklar......
Ne var ki ;yaşarken VATAN'ımdan olmak istemiyorum.
Toprağımdan,suyundan ,havasından ,denizinden olmak istemiyorum işte..............
Yüreğimdeki acı'yı ve kaygı'yı , çok iyi anladığınıza eminim.
Aynı acıyı yaşadığınızı da tahmin ediyorum,
İyi ki varsınız ve hep var olun.

Vatan içini insanların doldurduğu bir bütünlüklü soyutlamadır Dekadan. İnsansız vatan olmaz. Ya da vatanı vatan yapan insanlar arası ilişkidir. Deniz dağ ova ağaç kurt kuş ev bark doğal nesnelliktir. Derdinizi anlıyorum ve insanî ama bence tarihten kopuk ,yani insandan kopuk ,şairane sanatsal.
Bu kullanıcının tüm konu ve yorumlarını Ara/Bul
Bu yorumu alıntı yaparak cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile alakalı benzer konular:
Konu: Yazar Yorumlar: Okunma: Son Yorum
  Müslüman devrimciler ve medyaya dair ! salih 1 167 05-05-2012 08:59 AM
Son Yorum: caglar
  Maden işçileri ''GÜZEL ÖLDÜLER'' Karakulak 5 477 05-29-2010 11:09 PM
Son Yorum: dogan
  Balyoz Darbe Planı’nın sahte olduğuna dair 10 ipucu feyruz 0 276 04-28-2010 10:23 PM
Son Yorum: feyruz
Anahtar Kelimeler

Askerlere dair güzel bir makale indir, Askerlere dair güzel bir makale Videosu, Askerlere dair güzel bir makale online izle, Askerlere dair güzel bir makale Bedava indir, Askerlere dair güzel bir makale Yükle, Askerlere dair güzel bir makale Hakkında, Askerlere dair güzel bir makale nedir, Askerlere dair güzel bir makale Free indir


Hızlı Geçiş:


Şu anda bu konuyu okuyan kullanıcı-(lar): 1 Ziyaretçi