|
Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
|
|
08-20-2010, 07:14 PM
(Bu konu en son: 08-20-2010 tarihinde, saat: 07:18 PM düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen: Zapatista.)
Yorum: #1
|
|||
|
|||
Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
![]() Kitap iki bölümden oluşuyor. Devlet başlıklı ilk bölümde, yıllarca devlete hizmet etmiş bir güvenlik görevlisi olarak geçirdiği fikirsel dönüşümü, bu dönüşüme neden olan olayları okurlarla paylaşıyor. Bu fikirsel dönüşümün sonucunda Avcı artık, uzun yıllar mücadele ettiği, sisteme muhalif grupların demokratik ve sağlıklı bir sistemin olmazsa olmazı olduğuna, farklı fikir ve düşüncelerin topluma zarar değil, ancak bir zenginlik katacağına, güvenlik sorununa indirgenen Kürt sorununun ancak demokratik hak ve özgürlükler alanının genişletilerek siyasi yollarla çözümlenebileceğine ve ordunun batılı ülkelerde olduğu gibi siyasetin dışında kalarak güçlü bir ordu olabileceğine inandığını açık yüreklilikle ifade ediyor. Avcı, bu kitabı yazmaktaki önemli amaçlarından birinin, böyle köklü bir değişim yaşamasına neden olan mesleki tecrübelerini aktararak, çok geniş bir kriminal yelpazede çalışmış olmanın verdiği donanımla kendinden sonra geleceklere yol göstermek olduğunu belirtiyor. Cemaat başlıklı ikinci bölümde ise Avcı devletin çeşitli kurumlarına nüfuz etmiş cemaat yapısının son zamanlarda meydana gelen olaylardaki (özel yetkili mahkemelerin sürdürdüğü tahkikatlardan, telefon dinlemelerine, vs.) rolünü ortaya koyuyor. Cemaatin polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve diğer devlet kurumları içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütleme kurarak ve bu teşkilatların sistemlerini bozarak çalışmalarını engellediğinden, üstüne üstlük bu teşkilatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaraladığından bahsediyor. Bugün özellikle özel yetkili mahkemelerce yürütülen tahkikatların, arka planda cemaatin talimatı ile Emniyet İstihbarat Şubesindeki unsurları ve cemaate bağlı savcılar desteği ve zorlaması ile yürütüldüğüne, yürütülürken hukuksuz işlemlerin yapıldığına dair ciddi emareler olduğunu iddia ediyor. Tüm bu iddialarını, delilleriyle sağlam bir zemin üzerine inşa ediyor. |
|||
|
08-20-2010, 07:18 PM
Yorum: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
İşte o kitaptan çarpıcı bölümler…
“Susurluk olaylarında devletin içindeki çeteleri korkusuzca açıklayan, görev yaptığı her yerde yolsuzlukla mücadelede isim yapan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, 14 yıl sonra yeniden konuşuyor. Avcı, “Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabında, Ergenekon ve Balyoz davalarını, polis teşkilatının içindeki Gülen cemaatinin nasıl örgütlendiğini, CHP eski lideri Deniz Baykal’ın istifasına yol açan kasedi, generalleri istifaya zorlayan telefon konuşması kayıtlarını ve Türkiye’yi derinden sarsan daha pek çok olayı sorguluyor. ‘GÖRDÜĞÜM manzara korkunç; kadrolu devlet adamları devleti yönetmiyor, Emniyet Genel Müdürü, hatta İçişleri Bakanı haklı olduğunu bildiği bir kişiyi, doğruluğundan emin olduğu bir olayı ya da davayı savunamıyor, güvendiği ve inandığı adamları tuzağa düşürülüyor, haysiyetleri ile oynanıyor ama onlar bu kişilere sahip çıkamıyor. O zaman bu teşkilatı kim yönetiyor? Bu kamu gücünü kimler gasp etmiş kullanıyor, gücün sahibi olması gerekenler ellerindeki gücün gaspına neden ses çıkarmıyor, güçlerini geri almak için çabalamıyorlar?’ Bu dehşet tablosunu tasvir eden kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı. Tanınmışlığını, yıllar önce Susurluk olaylarında korkmadan Emniyet, MİT ve Jandarma içindeki çeteleri açıklamasına, çalıştığı her yerde mafya, yolsuzluklara karşı yaptığı operasyonlara, telefon dinlemesi deyince akla gelen ilk isim olmasına borçlu. Avcı, 14 yıl sonra yine konuşuyor. Bu kez “Haliç’te yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabıyla. “Dinleniyoruz, hepimizi dinliyorlar” korkusunu hiçbir zaman ciddiye almadığını ama kendisinin de kanunsuz şekilde dinlendiğini keşfettiğinde şok geçirdiğini, binlerce insanın aynı şekilde dinlendiğini, hâkimlere, savcılara bu kayıtlarla şantaj yapıldığını, anlatıyor. Sadece bunları değil, Danıştay saldırısından Ergenekon’a, Balyoz operasyonlarına, Nuh Mete Yüksel’in, Deniz Baykal’ın seks kasetlerine, generalleri istifaya zorlayan telefon konuşması kayıtlarına, savcı ve hâkimlere şantaj yapan, emniyet içinde yuvalanmış “garip polisler”e, devletin tüm kurumlarını adım adım ele geçiren Gülen cemaatinin nasıl örgütlenip çalıştığını örneklerle şöyle gösteriyor: DANIŞTAY SALDIRISI Ergenekon davasında ortaya konan iki konu çok kesin ve net olarak yanlış ve mantıksızdır: PKK, Dev-Sol, Hizbullah gibi örgütleri Ergenekon’un yönettiği iddiası yanlıştır. Böyle bir şeyin gerçek olamayacağını aklı ve mantığı olan herkese ben iki kere iki dört eder kesinliğinde ispatlayabilirim. Danıştay 2. Dairesi’ne yapılan saldırı, Hrant Dink’in öldürülmesi, Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı gibi olayların görünen bugünkü faillerinden başka Ergenekon veya benzeri gruplar tarafından yapılmış olacağına mevcut deliller ve olayların oluş biçimine bakarak kimse beni ve makul birini ikna edemez. Bu iddialar zorlamadır. ERGENEKON DAVASI Ergenekon örgütünün varlığı konusunda yazılı belge, doküman, örgütsel faaliyet sayılabilecek bazı ilişkiler varsa da eylemleri konusunda hiçbir ciddi emare yoktur. Geçmişte Türkiye’de meydana gelen pek çok olayın (Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı, Rahip Santoro Cinayeti) Ergenekon örgütü tarafından gerçekleştirildiği iddia edilerek epey bir süredir uydurma tanık vs. aranmaya başlandığı net olarak görülüyor. Amacın olayları aydınlatmak değil, Ergenekon’la irtibatlandırmak olduğu açıkça ortadadır. GARİP POLİSLER Polis teşkilatı eskiden birbirini korur, kollar, birbiri aleyhine şahitlik yapmazdı. Her olayda delil ararız ama polisin karıştığı bir olayda daha ciddi, daha inandırıcı deliller bulmadan o polisi şüpheli yapmayız. Bu, zorlu görevlerde beraber çalışmanın verdiği dayanışma ve yakınlaşma duygularıdır. Oysa şimdi işler değişti. Bir grup polis kritik noktaları ele geçirmiş, diğerlerine suç isnadını da aşan resmen iftira atmaktan geri durmuyor. İşlenmiş bir suçu aydınlatmak gibi bir amaçları yok, tahkikat sırasında dinleme ve izleme yaparken temiz ve dürüst olduklarını bildikleri, birlikte çalıştıkları kişilere iftira ediyorlar. Şunu artık bilmeliyiz ki karşımızda arkadaşlarımız, meslektaşlarımız yok, bir ideolojiye, bir gruba bağlanmış, o grubun disiplinine tâbi olmuş örgüt mensupları var. Artık bunu kabullenmeliyiz. İLLEGAL İLİŞKİ Olay bir örgütün, cemaatin devlet içerisindeki elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel bir faaliyettir, karşımızdaki kişiler polis, hâkim ve savcı değil, örgütün / cemaatin elemanlarıdır. Devletin hukukunu değil, cemaatin talimatlarını yerine getirmektedirler. İstanbul, Ankara, Erzurum ve İzmir’deki bazı özel yetkili savcılar ile bu iller dışındaki bazı polis birimleri arasında illegal bir ilişkinin varlığı açıkça gözükmektedir. Özel yetkili savcılar tarafından bu iller dışında gözaltına alınan ya da aranan kişiler hakkında karar çıkarmadan önce kimlik, iş ve ev adresleri gibi bilgilere ihtiyaç vardır. Normalde bu bilgiler o illerin savcıları veya çok uygun olmasa da Emniyet Müdürlükleri üzerinden resmi yazışma yoluyla temin edilmesi gerekirken, bugüne kadar hiçbir yazışma yapılmamıştır. O halde bu bilgiler nasıl temin edilmiştir? İHBAR EDİYORUM Kozmik odalarda birkaç gün süren aramalar yapıldı. Burada hangi şüphe ve delil vardı, hangi iddialar üzerine buralar arandı? Şimdi ben açıkça adres veriyorum, hukuksuz dinleme ve izlemeler var, bunları dilekçemde belirttim. İstihbarat Dairesi’nde cemaatin özel cihazları, elde ettikleri her türlü kanunsuz dinleme materyalleri mevcuttur, buralar neden aranmaz? Kozmik odanın aranmasında kimliği belli olmayan bir ihbarcı vardı, burada da ben açıkça ihbar ediyorum. Bulunacak yerleri de söylüyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi neden denetlenemez? İstihbarat Daire Başkanlığı’nda arama yapılsa, demirbaşa kayıtlı olmayan cemaatin kendine ait özel dinleme ve izleme aletleri bulunacağından hiç tereddüdüm yoktur. NE YAPILMALI KILAVUZU Özel yetkili mahkemelerin tüm hâkim ve savcıları emsali hâkim ve savcılarla değiştirilmelidir, bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz. CEMAATLER Adalet Bakanlığı’nda cemaat taraftarı olduğu herkesçe bilinen Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı ve başta il savcılarını ve diğer savcı ve hâkimleri hiçbir hukuki şüpheye dayanmadan dinlettiren cemaat yanlısı müfettişler bu görevlerden uzaklaştırılmalıdır. DİNLEMELER Tüm özel yetkili mahkeme hâkimlerinin verdiği önleme (istihbari) dinleme kararları, bu konudaki TİB kayıtları ve İstihbarat merkezlerinde (polis-jandarma ve MİT) yasal olarak bu konuda tutmak zorunda oldukları tutanaklar birbirini teyit edecek şekilde kontrole tâbi tutulduktan sonra haksız ve şantaj amaçlı dinlemelerin tespit edilmesi gerekir. YA BAŞBAKANKEN KASETLE ŞANTAJ YAPILSAYDI BAYKAL’ın gizli kamerayla çekilen görüntülerini içeren kaset olayını kim yaptı, niçin yaptı? Baykal bu ülkede muhtemel başbakan adaylarından biriydi, ülkenin ikinci büyük partisinin genel başkanı olarak konjonktürün değişimine göre her zaman başbakan olması ihtimal dahilindeydi. Bu video görüntüleri daha önce çekilmiş. Baykal başbakan olsaydı ve ülke için kritik bir karar arifesinde birileri çıkıp elimizde bu görüntüler var, eğer şöyle davranmazsanız bunları kamuoyuyla paylaşacağız deseydi acaba durum ne olurdu? Acaba kaç bakan, kaç genel müdür, kaç komutan veya onların eşleri ve çocukları hakkında da bu veya benzeri görüntüler mevcuttur? Bu olayın ilk benzeri Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’e yönelik hazırlanmıştı, bugün bu olayı cemaatin yaptığından en ufak şüphem yok. BU KİTABI NEDEN YAZDIM Aslında herkes biliyor ama kimse dillendirmiyor. Son zamanlarda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da, onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır. Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcısı numarasını artık kimse yutmasın, bu işler Emniyet ya da hukuk adına yapılmıyor, cemaatin planı ve programı doğrultusunda cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor. BU GİDİŞLE HERKES SİLAHA SARILACAK TÜRKİYE’de adalet çürüyor, gerçi zaten çürümüştü ama bu defa yok ediliyor. Böyle giderse iş adaletten çıkacak ve insanlar silaha sarılacak. İnsanların hayatları, şerefleri ile bu kadar oynanırsa, onlara en yakışıksız isnatlarda bulunulursa, hayatta onurlarından başka kaybedecekleri olmayanlar, kendilerine atılan lekeyi temizlemek için her şeyi yaparlar. Bu duruma çok uzak değiliz artık.” Odatv.com |
|||
|
08-20-2010, 11:06 PM
Yorum: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
Hanefi Avcı'dan cemaati sarsacak kitap!
Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, kaleme aldığı kitabında çok çarpıcı iddialarda bulundu. Avcı, Gülen cemaatinin devleti ele geçirdiğini, birçok komplonun arkasında cemaatin olduğunu, kendisinin de komploya hedef olduğunu ve çare bulamayınca kitabı yazmaya karar verdiğini belirtti. Milliyet gazetesinden Nedim Şener'in haberine göre, Eski İstihbarat Daire Başkanı Avcı, Fethullah Gülen cemaatinin devleti ele geçirdiğini iddia etti. Kitabında telefonlarının dinlemeye alındığını, komployu fark edince İçişleri Bakanı’na şikâyette bulunduğu anlatan Avcı, tüm yaşananları Başbakan’ın Başdanışmanına anlattığını, aradan zaman geçmesine rağmen harekete görmeyince kitap yazmaya karar verdiğini ifade etti. Nedim Şener'in haberi şöyle: Kitabına “Haliç’te yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat” adını veren Avcı, emniyet, yargı ve Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Fethullahçı yapılanma sorunun çözülmesi gerektiğini, aksi halde insanların özgürlüğü ve hayatı ile özel sektör ile holdinglerin tehlike altında olduğunu kaleme aldı. Agora Yayınları’ndan çıkan 600 sayfalık kitapta Avcı, cemaate bağlı polislerin, savcıların cemaatin amaçlarına görev davrandığını belirtirken Emniyet’in de cemaate bağlı imamlar tarafından yönetildiğini kaleme aldı. ‘Kimse beni ikna edemez’ Görev yaptığı Mersin, Diyarbakır, İstanbul, Ankara, Edirne ve Eskişehir’de yaşadığı olayları anlatan Avcı, Danıştay saldırısı, Hrant Dink, Rahip Santaro cinayetleri ve Malatya Zirve Yayınevi katliamının yanında Ergenekon davasıyla ilgili de görüşlerini aktardı. Avcı, kitabında “Danıştay saldırısı ciddi bir delile dayanmadan Ergenekon’a bağlandı” derken, saldırıdan sonra polisin, saldırgan Alparslan Aslan’ın telefonuyla ilgili teknik inceleme yaptığını, görüştüğü kişiler arasında takip altındaki Muzaffer Tekin’in adının ortaya çıkmasıyla saldırıyı Ergenekon’a bağladığını belirtti. Avcı, kitabında şunları ifade etti: “Danıştay’a silahlı saldırı, Dink’in öldürülmesi, Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı gibi olayların görünen bugünkü faillerinden başka Ergenekon veya benzeri gruplar tarafından yapılmış olacağına mevcut deliller ve olayların oluş biçimine bakarak kimse beni ve makul birini ikna edemez. Bu iddialar zorlamadır. Ergenekon örgütünün varlığı konusunda yazılı belge, doküman, örgütsel faaliyet sayılabilecek bazı ilişkiler varsa da eylemleri konusunda hiçbir ciddi emare yoktur. Geçmişte Türkiye’de meydana gelen pek çok olayın (Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı, Rahip Santoro Cinayeti) Ergenekon tarafından gerçekleştirildiği iddia edilerek epey bir süredir uydurma tanık vs. aranmaya başlandığı net olarak görülüyor. Amacın olayları aydınlatmak değil, Ergenekon’la irtibatlandırmak olduğu açıkça ortadadır.” Avcı ayrıca PKK, Hizbullah ve Dev-Sol gibi terör örgütlerinin iddianamelerde olduğu gibi Ergenekon’un kontrolü altında olduğu iddialarına katılmadığını da ifade etti. ‘Zindan edecekler’ Avcı, kitabında şunları kaydetti: Bunların (cemaat) hayatımın bundan sonrasını zindan edeceğini biliyorum, geçmişte bir çok örgütün hedefi oldum. Amu bu defakinin başka bir şey olduğunun da farkındayım. Kimseye karışmadan sakin üç maymunu oynayıp belki de yükselerek hayatıma devam edebilirdim. ...Ama o zaman insanlığımdan, inançlarımdan, onurumdan utanırım, herkesi kandırsam kendimi kandıramam. Ben bu kitapla birlikte açıkça ifade ediyorum ki, tüm bu işleri cemaat yapıyor, bunu artık herkes bilsin. ‘Devlet içinde devlet’ Son zamanlarda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır. Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcı numarasını artık kimse yutmasın. Bu işler emniyet ya da hukuk adına yapılmıyor, cemaatin plan ve programı çerçevesinde cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor. Bazı internet siteleri basın ve yayın hizmeti değil cemaatin propagandasını yapıyor. Büyük illerin Emniyet Müdürleri ve valiler bilsinler ki emirlerindeki polislerin bir kısmı kendilerini değil, cemaat imamını amir olarak kabul ediyorlar. Hatta etrafları cemaat mensubu müdür ve amirler tarafından sarılmış durumda. ...Bu durumun farkındalar ve kısmen biliyorlar ama bilmiyor gibi davranıyorlar. Bazı operasyonları kendileri değil, cemaat yanlısı polisler ile cemaat yanlısı savcılar cemaat imamlarının talimatları ile yürütüyorlar. ‘İllegal ilişkiler’ Bu devlet uğruna bugüne kadar çok can verildi, zaten çok fazla sorunu olan bu devleti ve sistemi daha da bozmak, devleti içinde devlet kurmak akılla izah edilemez. Bu devletin polisi, askeri, medyası oluşturulmak istenen bu sistem içerisinde çalıştırılamaz, bugün olduğu gibi cemaatin hedefleri uğruna hukuksuzluklar, komplo, şantaj ve iftira yöntemleri ile çalıştırılırsa da gelecekte bu ülke herkes için adeta bir cehenneme dönüşür. Gördüğüm manzara korkunç, kadrolu devlet adamları devleti yönetemiyor. Emniyet Genel Müdürü, hatta İçişleri Bakanı haklı olduğunu bildiği bir kişiyi, doğruluğundan emin olduğu bir olayı ya da davayı savunamıyor, güvendiği ve inandığı adamları tuzağa düşürülüyor, haysiyetleriyle oynanıyor ama onlar bu kişilere sahip çıkamıyorlar. Kozanlı Ömer kod adlı Osman Hilmi Özdil mi yoksa Emniyet Genel Müdürü, Daire Başkanları mı polis teşkilatını yönetiyor?” Olay bir örgütün, cemaatin devlet içerisindeki elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel bir faaliyettir, karşımızdaki kişiler polis, hâkim ve savcı değil, örgütün cemaatin elemanlarıdır. Devletin hukukunu değil, cemaatin talimatlarını yerine getirmektedirler. İstanbul, Ankara, Erzurum ve İzmir’deki bazı özel yetkili savcılar ile bu iller dışındaki bazı polis birimleri arasında illegal bir ilişkinin varlığı açıkça gözükmektedir. Özel yetkili savcılar tarafından bu iller dışında gözaltına alınan ya da aranan kişiler hakkında karar çıkarmadan önce kimlik, iş ve ev adresleri gibi bilgilere ihtiyaç vardır. Normalde bu bilgiler o illerin savcıları veya çok uygun olmasa da Emniyet Müdürlükleri üzerinden resmi yazışma yoluyla temin edilmesi gerekirken, bugüne kadar hiçbir yazışma yapılmamıştır. O halde bu bilgiler nasıl temin edilmiştir? ‘Güvence yok’ Maalesef bu gruba karşı çıkmak çok kolay değil. Bir anlamda Fethullah Hoca’nın insafına kalınmıştır. Ama öncelikle şunların yapılması gerekir: İstihbari dinlemeler ciddi olarak araştırılmalıdır. Polis, Jandarma ve MİT teşkilatının vatandaşlara yönelik dinleme işlemleri mutlaka denetlenmelidir. Özel Yetkili mahkemelerin tüm hakim ve savcıları emsali hakim ve savcılarla değiştirilmelidir, bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz Türkiye’de adalet çürüyor, gerçi zaten çürümüştü ama bu defa yok ediliyor. Böyle giderse iş adaletten çıkacak ve insanlar silaha sarılacak. İnsanların hayatları, şerefleri ile bu kadar oynanırsa, onlara en yakışıksız isnatlarda bulunulursa, hayatta onurlarından başka kaybedecekleri olmayanlar, kendilerine atılan lekeyi temizlemek için her şeyi yaparlar. Bu duruma çok uzak değiliz artık. Devletin vatandaşına iftira atması kabul edilmez. İzleme ve dinleme kontrol edilmezse ülkedeki tüm muhaliflerin hatta şimdiden sonra özel şirket ve holdingler için tehlike çok yakın hale gelmiştir. Adalet Bakanlığı’nda cemaat taraftarı olduğu bilinen Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı ve cemaat yanlısı müfettişler görevden alınmalıdır. ‘Benim de telefonum dinlendi’ Hanefi Avcı kitabında, bir uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Emniyet Müdür Yardımcısı Emin Aslan’a “Ben yaparım o yapmaz” şeklinde kefil olduktan sonra cemaatin kendisine komplo kurduğunu ve telefonlarını dinlemeye aldığını belirtti. Avcı, şöyle devam etti: “Emin beye yapılanlara karşı çıktığım için İstanbul Emniyet’indeki cemaat lideri konumundaki polis şefleri benim toplumdaki saygınlığılı sarsmak için hakkımda araştırma başlattılar. Hakkımda araştırma başlatıldığını söyleyenler de cemaatin üst düzey polisleriydi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’dan randevu aldım. İstihbarat Dairesi’nin kanunsuz dinleme yaptığını hatta yalnızca beni değil bir çok kişiyi dinlediğini, özellikle Emniyet ve İçişleri Bakanlığı yöneticilerini isim vererek dinlediklerini söyledim.” ‘Başbakan harekete geçmedi’ Avcı kitapta, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na verdiği ve içinde kendisine komplo kurulduğuna dair ifadelerin olduğu dilekçelere de yer verirken tüm yaşananları Başbakan’ın Başdanışmanına anlattığını belirtti. Hanefi Avcı kitabında bunu süreci şöle anlattı: “Başbakan’ın Başdanışmanı’na olayı anlattım. Cemaatin nerelere kadar sızdığını, neler yaptığını, ülkenin güvenliğini ve insanların özgürlüklerinin tehlikede olduğunu anlatmaya çalıştım. Aradan zaman geçmesine rağmen harekete görmeyince bu kitabın bir an önce yazılması gerektiğine inanıp yazmaya karar verdim.” ‘Baykal olayı cemaat işi’ Baykal’ın gizli kamerayla çekilen görüntülerini içeren kaset olayını kim yaptı, niçin yaptı? Bu video görüntüleri daha önce çekilmiş. Baykal başbakan olsaydı ve ülke için kritik bir karar arifesinde birileri çıkıp elimizde bu görüntüler var, eğer şöyle davranmazsanız bunları kamuoyuyla paylaşacağız deseydi acaba durum ne olurdu?Acaba kaç bakan, kaç genel müdür, kaç komutan veya onların eşleri ve çocukları hakkında da bu veya benzeri görüntüler mevcuttur? Bu olayın ilk benzeri Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’e yönelik hazırlanmıştı, bugün bu olayı cemaatin yaptığından en ufak şüphem yok.” http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyase...beri-32337 |
|||
|
08-20-2010, 11:12 PM
Yorum: #4
|
|||
|
|||
|
RE: Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
Cemaate Hanefi sürprizi
Ünlü istihbaratçı, Eskişehir Emniyet Genel Müdürü Hanefi Avcı, yazdığı kitapla gündeme bomba gibi düştü. Avcı'nın Fethullah Gülen Cemaati'ni devleti ele geçirmekle, komplolar kurmakla suçladığı kitabı cemaati de ters köşe yapmış olmalı. Zira cemaatin yayın organlarında Avcı'yı öve öve bitirememişlerdi... Fethullah Gülen Cemaati'ni ağır bir şekilde eleştiren, cemaatin karıştığı komplolar ve karanlık işler hakkında pek çok iddia ortaya atan Hanefi Avcı, daha önce cemaat yayınlarından övgüler alan biriydi. Türköne: 'Hanefi Avcı modeli' Mümtaz’er Türköne, 26 Temmuz 2009 tarihli Hanefi Avcı modeli başlıklı yazısında "at izinin it izine karıştığı dönemlerde doğru olanı, haklı olanı bu pusalaya göre tayin etmeliyiz" diyerek kendisinin ‚"Hanefi Avcı modeli"ni önerdiğini söylüyor. Türköne, Avcı’ya övgüler yağdırdığı yazısında şöyle diyor: "Türkiye'nin son çeyrek asrında olup bitenleri anlamak isteyenler Hanefi Avcı'nın durduğu yeri pergelin sivri ucu gibi meşrû sabit nokta olarak görmeli ve söylediklerini bu gözle değerlendirmeli. Ellerine alacakları silahla bu ülkenin güvenliğini sağlama görevi üstlenecek Polis Akademisi ve Harp Okulu öğrencileri, aradıkları "kahraman" modeli için Hanefi Avcı'nın kişiliğine ve hayatına eğilmeli. Bu ülkede onurlu ve güvenli bir hayat arayan Kürt vatandaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Hanefi Avcı gibi görmeli. Suç işlemeyi aklından geçirenler Hanefi Avcı'nın yer aldığı kâbuslarla uyanmalı. (...) Hanefi Avcı'nın Diyarbakır'da devam eden dava için geçen ay tanık sıfatıyla verdiği ifadeyi, pergelin sabit ucu olarak görmek lâzım. 1984'ten 1992'ye kadar tam sekiz yıl Diyarbakır'da istihbarat şube müdürü olarak görev yapan Avcı, sadece birkaç olayı ve faili meçhul cinayeti değil kirli bir dönemi aydınlatıyor. Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadeyi tekrarlıyor. Cinayetlerin kimin emriyle ve kimler tarafından işlendiğini, en önemlisi resmen saklanan JİTEM'i anlatıyor. JİTEM'in kurulması ile birlikte Güneydoğu'da cinayet ve bombalama olaylarında artış olduğunu ve bu işlerin de komutanların bilgisi dahilinde yapıldığını söylüyor." Aksiyon: Hanefi Avcı yolsuzluk operasyonları ile AKP'yi rahatlattı Fethullahçı Aksiyon dergisinde Faruk Mercan tarafından kaleme alınan ve 6 Mart 2006 tarihinde yayınlanan "Emniyet'i sarsan ihbar mektubu" başlıklı yazıda, aralarında Hanefi Avcı’nın da bulunduğu bazı emniyet görevlilerinin hedef alındığı belirtiliyor, Avcı’ya övgüler yağdırılıyordu. Yazının bir bölümü şöyle: "Hanefi Avcı'yı Kaçakçılık ve Organize Suçlar Dairesi'nin başına, Sabri Uzun'u İstihbarat Dairesi'nin başına atayan Başbakan Tayyip Erdoğan, Celalettin Cerrah'ı da İstanbul Emniyet Müdürü yaptı. Bu süreçte Hanefi Avcı, Sabri Uzun'un da desteği ile enerji yolsuzluğu, mazot kaçakçılığı, Uzanlar, Kentbank operasyonlarını yaparken; bu operasyonların İstanbul ayağında Celalettin Cerrah tam bir işbirliği sergiledi. Operasyon alanlarının giderek yayılması, ilk olarak Hanefi Avcı'nın görevden alınıp Edirne Emniyet Müdürlüğü'ne gönderilmesine yol açtı. (...) Hanefi Avcı, Ankara'dan uzaklaştırılmış olmasına rağmen; Edirne'de yaptığı Kapıkule operasyonu ile; Muhalefet tarafından yolsuzluk silahıyla vurulmak istenen hükümete adeta nefes aldıran kişi." Timetürk: 'Sıra dışı' polis müdürü Timetürk ise Sezai Şengönül’ün 2009 yılında Hanefi Avcı ile yaptığı röportajı, Bir 'sıra dışı' polis müdürü; Hanefi Avcı başlığı ile yayınlıyor. Röportajın spotu şöyle: "Hanefi Avcı kültür sanat edebiyat düşünce dünyasından kimleri okur, hangi filmleri sever, hayat felsefesi nedir, Polisiye roman, çocukluğu, memleketi, karapara, uyuşturucu ve daha bilinmeyen bir çok yönüyle..." Röportajda, Hanefi Avcıya yöneltilen "Gençler Kurtlar vadisi vb... dizilerden Türkiye gerçeklerine ilişkin sağlıklı bilgiler edinebilirler mi bu vb... benzeri diziler hakkındaki düşünceleriniz?" sorusuna Avcı'nın yanıtı ise hayli ilginç. Avcı soruyu şöyle diyor: "Maalesef 'Kurtlar Vadisi' vb.. dizi ve TV programları Türk halkının içinde bulunduğu edebiyat, kültür, sanat durumunu ortaya koyuyor. Yıllarca tek açıdan kitlelerin yönlendirilmeye kalkışılması, asıl toplumsal sorunların kitlelerden uzak tutulması, ve yasaklanmasının verdiği kitlelerin asıl sorunları yerine yüzeysel, hiçbir estetik değeri ve derinliği olmayan ülke gerçeklerinden uzak hayal aleminde yaşam arayışı başka bir açıdan ise toplumun beklediği ama bir türlü olmayan özlem ve istemlerine karşı gerçeği yerine hayal ile idare etmesi denebilir. Vietnam da kayıp eden Amerikanın hep Vietnam kahramanları filmi çevirmesi gibi." "Mösyö Hanefi Avcı" Timetürk 26 Temmuz 2008 tarihinde yayınlanan “Önce Susurluk’tu; şimdi Ergenekon ‘Avcı’sı” başlıklı haberinde “Susurluk skandalında yaptığı şok açıklamalarla gündeme gelen Edirne Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın Ergenekon Operasyonu'nda da tanık olduğu ortaya çıktı” diyerek Avcı’nın gerçekleştirdiği operasyonları tek tek anlatıyor. Emniyet müdürünün başarılı bir karnesinin verildiği haberde Avcı için, “Emniyet Teşkilatındaki bazı arkadaşlarının ‘Mösyö’ diye hitap ettiği Hanefi Avcı tamamen devlete aidiyet duygusu içinde olan ve ‘devletin polisi’ anlayışını temsil edenlerin başında geliyor” ifadesi kullanılıyor. (soL-Haber Merkezi) http://haber.sol.org.tr/medya/cemaate-ha...beri-32338 |
|||
|
08-21-2010, 01:24 PM
Yorum: #5
|
|||
|
|||
|
RE: Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
Kitap elimde ve hemen paylaşmak istedim.
İnanılmaz bir nirvana durumu müşahade ettim. Bakarmısınız (?) : Yıllar yılları kovaladı, olaylar olayları... Bir süre sonra, toplumsal yaşam için yıllarca düşman gördüğüm grup, düşünce ve örgütlerin aslında sağlıklı bir demokrasinin olmazsa olmazı olduklarını; modern bir toplum için asıl tehlikenin, bunların aksine her muhallefeti yok etmeye odaklanmış olan benim savunduğum değerler olduğunu anladım. Bu açıdan eskiden savunduğum tüm düşünceleri düşman görmek tarif edilmez bir duyguydu. sayfa 8 önsözden |
|||
|
08-21-2010, 01:32 PM
(Bu konu en son: 08-21-2010 tarihinde, saat: 01:34 PM düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen: Latif Erol.)
Yorum: #6
|
|||
|
|||
RE: Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
(08-21-2010 01:24 PM)tayyare Nickli Üyeden Alıntı : Kitap elimde ve hemen paylaşmak istedim. Avcı şimdi av oldu.. |
|||
|
08-21-2010, 02:17 PM
Yorum: #7
|
|||
|
|||
RE: Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
(08-21-2010 01:24 PM)tayyare Nickli Üyeden Alıntı : Kitap elimde ve hemen paylaşmak istedim. Bunlari yazan birisi idam cezasinin kaldirildigina sükretmeli!! Eskiden olsaydi ilk kösebasindaki agacta sallandirilmasi gerekti! Bilen inanmaz, inanan bilmez |
|||
|
08-21-2010, 05:55 PM
Yorum: #8
|
|||
|
|||
|
RE: Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
CEMAATÇİ POLİSLER YAŞAR BÜYÜKANIT’I NASIL KULLANDI?
Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabı son yıllarda yaşanan birçok olayın perde arkasıyla ilgili çok tartışılacak bilgiler içeriyor. Odatv kitaptan çarpıcı detayları haberleştirmeye devam ediyor. Bunlardan biri, 2006 yılında İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan alınan Sabri Uzun’la ilgili bölüm. Sabri Uzun’un görevden alınmasında, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın suçlanmasına yol açan Şemdinli iddianamesindeki payı ve Şemdinli Komisyonu’na verdiği ifadelerin rol oynadığı iddia ediliyordu. Yaşar Büyükanıt da geçtiğimiz yıl 32. gün programında bu konuyla ilgili şu sözleri söylemişti. “Şemdinli olayları sırasında Emniyet İstihbarat Daire Başkanı (Sabri Uzun) Meclis’te hakkımda uydurma beyanatlar verdi. İlgili makamlara ilettim ve o adam hemen görevden alındı.” İşte bu görevden alma operasyonuyla ilgili Hanefi Avcı, çok çarpıcı bilgiler veriyor. Avcı’nın kitabının 425. ve 426. sayfalarındaki ilgili bölüm şöyle: “Yaşar Büyükanıt Paşa emekli olduktan sonra yaptığı bir açıklamada Sabri ağabeyi (İstihbarat Daire Başkanını) Başbakan’a söyleyerek aldırttığını açıklamıştı. Bence o zaman Yaşar Paşa’ya Sabri ağabey hakkında en ciddi bilgileri getirenler aslında en ciddi iğfal edicilerdi ama ne Yaşar Paşa ne de TSK bunları, bu yöntemleri asla anlayamadı. Yaşar Büyükanıt, Sabri Uzun’u görevden kendisinin aldırttığını zannetti ama aslında o sadece alınma sebebine bir perde olmuştu, hem de kendisinin en fazla karşı çıktığı gruplara hizmet eder tarzda. Sabri Uzun’un görevden alınmasının askerin talebi üzerine olduğu iddiası çok konuşuluyordu. Kendisi de, bizler de o zamanlar buna inanıyorduk. Fakat sonra bazı emareler ortaya çıkmaya başladı. İlki, hakkındaki mal varlığı ile ilgili mektuptu. Bu mektubun İstihbarat Dairesindeki amirler veya onlarla sıkı irtibatlı birileri tarafından yazıldığından hiç şüphem yoktu; çünkü içeriği ancak Sabri ağabeye en yakın kişilerin, İstihbarat Dairesi müdür ve amirlerinin bileceği cinsten şeylerdi. Bugün o ihbar mektuplarını İstihbarat Dairesindeki cemaat yapısının hep birlikte yazdığından şüphe yoktur. İkinci gösterge ise Sabri ağabeyin görevden alınması sonrasında en sevdiği, el üstünde tuttuğu şube müdürleri dahil tüm İstihbarat Dairesi personeli toplu bir vefasızlık örneği göstererek kendisini hiç aramayıp sormadıklarını öğrendim. (…) Neden tüm personel aynı tavrı gösteriyordu, bir olayda 30-40 kişinin aynı tavrı göstermesi mümkün değildi. Eğer gösteriyorsa, ya bu kişiler arasında hiyerarşik bir yapı vardı ve üst makamlar bu şekilde emir vermişti ya da bu kişiler aynı ideolojik gruba mensuptular ve grubun politikası gereği böyle davranıyorlardı. (…) Peki, tüm bunları neden yapıyorlar diye sorguladığımda tek sebep şu gibi gözüküyordu: Sabri Bey, istihbarat dairesinde şark görevini henüz yapmamış olan personeli bazı arkadaşların hatta Bakan’ın isteğine rağmen zorla şarka tayin etmişti. İstihbarat Daire Başkanlığında yıllarca çalışan bu kişilerin hiç şark illerine gitmemiş olması dışarıdan garip gözüküyordu ve teşkilatta hak ve adaleti gözetmek adına Sabri ağabey bu tayini yapmıştı. Fakat birileri bu işten son derece rahatsız olmuştu. Nasıl olur da bu kişiler başka illere tayin edilirdi? Bu kişiler onlara lazımdı, belki de onlar cemaatin önemli elemanlarıydı. İşte tüm yapılanların arka planında aslında bu mesele vardı, ama sanıyorum askerler fırsat olarak çıkmış ve kullanılmıştı.” Odatv.com |
|||
|
08-21-2010, 05:59 PM
Yorum: #9
|
|||
|
|||
|
RE: Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
Bu kitap medyada haber olur olmaz İçişleri Bakanlığı, Avcı hakkında soruşturma başlattı..
Çok sıkı bir şekilde denetlendiği sürece, özgür ifadeden yanayım. |
|||
|
08-21-2010, 06:44 PM
(Bu konu en son: 08-21-2010 tarihinde, saat: 06:47 PM düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen: Karakulak.)
Yorum: #10
|
|||
|
|||
|
RE: Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat
Ciddi misiniz?
Haber verdiğiniz için teşekkürlet syn porttakal. ![]() -------------------------------------------------------- Odatv bir haftalık haberini bu kitaptan çıkartıcak anlaşılan.
|
|||
|
« Eski Konular | Yeni Konular »
|
Anahtar Kelimeler |
Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat indir, Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat Videosu, Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat online izle, Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat Bedava indir, Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat Yükle, Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat Hakkında, Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat nedir, Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat Free indir |